|
 |
Göz Tansiyonu (Glokom) körlüğe sebep olan en önemli rahatsızlıklardan
biridir.
Sinsi ve son safhasına kadar göz çevresinde ağrı dışında belirti vermeyebilir.
Hasalık rutin muayeneler esnasında fark edilebilir.
Tanı konulmasında Göz tansiyonu seviyesi ölçümü, görme siniri incelenmesi (Gözdibi
Muayenesi) ve bilgisayarlı görme alanı testi büyük önem taşır.
Bilgisayarlı pnomatik tonometre cihazı hava üfleme yöntemi ile 2 saniye içersinde
tam otomatik olarak göz tansiyonunuzu ölçer.
Uluslararası normlara göre, glokom takibindeki hastanın 3 ayda bir göz tansiyonu
ölçümü ve 6 ayda bir bilgisayarlı görme alanı ölçümü yaptırması gerekmektedir.
|
|
|
|
 |
Glokom tanısı konduktan sonra hastaya öncelikle damla tedavisi
uygulanır.
Yeterli olmaz ise lazer ve diğer cerrahi yöntemlere geçilir.
Humphrey Görme Alanı Cihazı ile görme sinirinin hangi bölgesinin
ne kadar zarar gördüğü belirlenir. |
|
|
|
|
GLOKOM NASIL TEŞHİS EDİLİR ?
Özellikle, kronik açık açılı glokom adı
verilen en sık görülen glokom çeşidinde, eğer göziçi basıncı çok yüksek seviyelerde
değilse hastalık hiçbir belirgin belirti vermeden sinsi olarak seyreder. Bu nedenle
hastalığın teşhis edilmesi, ilerlemiş dönemlerinde yapılır.
- Glokom, çoğunlukla başka
bir nedenle, sıklıkla da sıradan bir gözlük muayenesi veya basit nedenlerle doktora
başvuran hastalarda yapılan muayene sırasında tesadüfen teşhis edilir. Bu nedenle
göz muayenesi sırasında göz tansiyonunun ölçülmesi ihmal edilmemelidir.
- Ayrıca, bir kısım hastada
akut glokom krizi denilen ve göziçi basıncının ani olarak çok yüksek düzeylere yükselmesiyle
ortaya çıkan, şiddetli göz ağrısı, başağrısı, gözün kıpkırmızı olması, bulantı,
kusma gibi gürültülü bir tabloyla kendini gösterir. Bu durumda teşhis çok kolaydır
ve acil tedavi gerekir.
- Glokom teşhisinde göz doktorlarının
klasik olarak birlikte aradıkları üç bulgu gereklidir. Bunlardan birincisi, göziçi
basıncının yüksek olmasıdır. Normalde göziçi basıncı 10-20 mm. civa basıncı düzeyindedir.
Göz içi basıncının 20 mm civa basıncının üzerinde bulunması çoğunlukla glokom lehindedir,
ancak sadece göziçi basıncının yüksek bulunması,glokom teşhisi için yeterli değildir.
Çünkü göziçi basıncı 20 mm civanın üzerinde olduğu halde normal olan gözler olduğu
gibi, göziçi basıncı 20 mm civanın altında olmasına rağmen glokomlu olan gözler
de mevcuttur. Glokom teşhisi için ikinci olarak aranılan bulgu, gözdibi muayenesinde
görülen göz siniri tahribatıdır. Üçüncü bulgu da, görme alanı muayenesinde, görme
sinirindeki tahribatı gösteren görme alanı bozulmalarıdır. Glokomlu hastalar, göziçi
basıncı düzeyi, görme sinirinin ve görme alanının durumu birlikte değerlendirilerek
izlenirler ve yine bu bulgulara bakılarak ilaç tedavisine veya ameliyata karar verilir.
GLOKOM ERKEN TEŞHİS EDİLMEDİĞİNDE
GÖRME KAYBINA YOLAÇAN CİDDİ BİR HASTALIKTIR...
Glokom, sinsi bir hastalıktır. Çoğunlukla
ileri dönemlere kadar hiçbir belirti vermez ve doktor muayenesi olmadıkça ortaya
çıkarılması güç bir hastalıktır. Glokom yavaş seyreden, fakat sürekli ilerleyen
ve giderek göz siniri tahribatına yani görme kaybına yolaçan karakteristik bir belirtisi
bir belirtisi olmayan kronik bir göz hastalığıdır. Tedavi edilmediğinde kesinlikle
görmenin tümüyle kaybına neden olan bir hastalık olduğundan, teşhis edildiğinde
hastalığın niteliği ve ciddiyeti, doktor tarafından hastaya ve hasta yakınlarına
tüm açıklığıyla anlatılmalıdır. Çünkü hasta, hastalığın ciddiyetinin tam bilincinde
olmadığında çoğunlukla tedaviyi sürdürmemekte, bu da görme kaybıyla sonuçlanmaktadır.
GLOKOM TEDAVİ EDİLEBİLEN BİR HASTALIK MIDIR?
Glokom teşhis edildikten sonra tedavisi
mümkün olan bir hastalıktır. Ancak, zamanında teşhis edilmeyip hastalık göz sinirinde
tahribat yapar ve görme derecesini düşürdükten sonra teşhis edilirse, yapılan tedavi
ancak mevcut görmeyi korumaya yardımcı olur. Kayıpların geriye getiremez. Bu nedenle
hastalar, görme kayıpları oluşmadan, göz siniri tahrip olmadan erken dönemde yakalanırsa
görme kaybına engel olunarak kolayca tedavi edilir.
(Op.Dr.Şermin ÜNAL İPÇİOĞLU )
|
|