 |
|  |
|
DİABETİK RETİNOPATİ VE HİPERTANSİYON
Kontrolsüz, uzun süreli diabet ve
hipertansiyon gibi birçok hastalık, ilk safhadan itibaren görme sinirine zarar verebilir.
Retinal hasardan korunmak için erken tanı çok önemlidir.
 |
Öncelikle Retinal durum kontrolü için Fundus Florosein
Anjiografi tetkiki yapılır. Anjio sonrasından Diabetik Retinopati (Şekerin görme
sinirine verdiği hasar) ve diğer retinal hastalıkların tedavisine geçilir.
En sık olarak Argon Laser Fotokaogülasyon Tedavisi uygulanır.
Hastanın kör olma riski ortadan kaldırılır.
Tüm retinal hastalıklarda özellikle diabette, en az 6 ay ara ile kontrol gereklidir.
( Opr.Dr. Şermin ÜNAL İPÇİOĞLU ) |
|
ŞEKER GÖZÜNÜZE VURMADAN! |
 |
FFA (Fundus Florosein Anjiografi hastaya damardan florosein
maddesi verilerek gözün görme tabakasının ayrıntılı bir şekilde görüntülenmesidir.
Diabetin göze etkileri
Diabetes Mellitus vücudun şekeri kullanma ve depolama yeteneğinin bozulduğu
bir durumdur. Artmış kan şeker düzeyi, aşırı susama , acıkma, idrara fazla çıkma,
vücuttaki kan damarlarındaki değişikliklerle karakterize bir hastalıktır. Diabet
göze katarakt, glokomun yanında retinadaki kan damarlarının hasar görmesiyle de
zarar vermektedir. |
|
|
|
|
Diabetik Retinopati nedir?
Gözün ışığı algılanmasını sağlayan retina
isimli sinir tabakasının kan damarlarındaki değişikliklerle karakterize bir hastalıktır.
Hasarlanmış kan damarları sıvı ve kan sızmasına neden olarak sert fırçamsı dallar
ve sert skar dokuları oluşmasına, bunlarda retinanın beyine bozulmuş şekiller göndermesine
neden olur.
Hastanın diabetik retinopati geliştirme riski zamanla artmaktadır. 15 yıllık diabeti
olan birinde retinopati gelişme riski %80 oranında bulunmaktadır. Çocuklarda oluşan
diabette retinopati daha küçük yaşlarda başlar. Tedavi edilmeyen diabet hastaları
normal bir insana göre 25 kat daha fazla körlük riski bulunmaktadır.
Nedeni ve belirtileri nelerdir?
Tam olarak sebebi anlaşılamamıştır, ancak
şeker hastalığı vücudun çeşitli yerlerinde damarlarda hasara neden olmaktadır. Hamilelik
ve hipertansiyon şeker hastalığının retinaya olan zararını arttırmaktadır.
Keskin görme noktamız olan makülada ödem oluşmadığı erken dönemde diabetin gözde
yaptığı değişiklikler herhangi bir belirtiye yol açmaz. Bunlar sadece muayene sırasında
tespit edilirler. Daha ileri seviyelerde kanamalar yüzünden görme bulanıklaşır,
bazende tamamen kaybedilir.
Tanı ve teşhis nasıl yapılır?
Göz hekimlerince tam bir muayeneden geçmeniz
gerekmektedir. Ciddi seviyedeki retinopati bazen hiçbir belirti göstermez ve tedaviye
yanıt verebilir. Bu yüzden diabet hastaları içinde bulundukları riskleri bilmeli
ve düzenli olarak gözlerini muayene ettirmelidir. Muayene sırasında göz bebekleri
büyütülür ve oftalmoskop adı verilen cihazlarla ağrısız bir şekilde retina gözlemlenir.
Diabetik retinopatiye ait belirtiler varsa özel bir anjiyo çekimi yapılabilir. Bunun
için damardan flöresein boya verilir. Boya retina damarlarından geçerken ard arda
fotoğrafları çekilir. Bu tekniğe flöresein anjiyografi adı verilir.
Tedavi nasıldır?
Çoğu vaka takip edilir. Ancak belirli bir
grup hasta görmenin korunması için tedaviye alınır.
Lazer tedavisi: Damarlardaki kanamaları durduran ve halen tedavideki
en etkili yöntemdir. Ufak lazer atışlarıyla makula ödemi oluşturan , kanayan damarlar
tıkanır. Retinanın dış bölümlerindede lazer aracılığıyla yeni damar oluşumlarının
önlenmesine çalışılır. Bu yöntem ayaktan yapılır ve gözde herhangi bir ağrıya neden
olmaz.
Diğer tedaviler: Vitreus içine kanama olursa artık retina gözükmediğinden
lazer uygulanamaz. Bu gibi vakalarda vitrektomi yapılır. Bu mikroskop altında yapılan
özel bir cerrahi müdahale şeklidir. %70 vaka ameliyattan sonra görmesinde artma
kaydederler. Ancak kanama olan her vaka hemen ameliyata alınmaz. Bir grup hastada
kanama kendiliğinden düzelecektir.
|
Unutulmamalıdırki ! |
- Diabetik retinopatinin tedavisi erken teşhisin yanında, hastanın diabet
tedavisine ve dietine özen göstermesinede bağlıdır.
- Diabetik retinopati hiçbir belirti vermedende bulunabilmektedir.
- Diabet hastaları en az yılda bir defa göz doktoru tarafından kontrol edilmelidir.
Daha sık kontroller diabetik retinopatisi tanısı konan hastalarda uygundur.
|
|
YAŞA BAĞLI MAKULA DEJENERESANSI NEDİR ? |
 |
Gözde makula ismi verilen bölgenin bozulmasıyla karakterize
bir hastalıktır. Makula gözün arkasında yer alan ve detayları görmemizi sağlayan
bir bölgedir. Burası sayesinde okuyabilir yada iğneden ipliği geçirebiliriz.
Makula iyi çalışmadığı zaman baktığımız alanda bulanıklık ve karanlıktan şikayet
ederiz. Makula dejenerasyonu merkezdeki görmeyi azaltsada yanlardan olan görmemizi
bozmayacaktır. Bunun sonucunda örnek olarak duvarda bulunan bir saati görebilir,
ancak saatin kaç olduğunu söyleyemeyiz.
Makula dejenerasyonu tamamen körlükle sonuçlanmaz. çoğu hasta kendilerine bakmaya
yetecek kadar görmesini koruyacaktır.
Makula dejenerasyonunun sebebi nedir?
İleri yaştaki pekçok
insanda vücudun normal yaşlanmasıyla orantılı olarak makula dejenerasyonu gelişecektir.
İki farklı tipte dejenerasyon olabilmektedir. Kuru tip makula dejenerasyonu: Çoğu
hastada bulunan dejenerasyon tipidir. Yaşlanmaya bağlı olarak gelişir ve makula
dokularının incelmesiyle karakterizedir. Bu durumda görmede kayıp yavaş yavaş gelişecektir.
Yaş tip makula dejenerasyonu: Hastaların %10'unda bulunur. Gözün arka kısmından
gelişen anormal damarlanmalar ve buralardan meydana gelen sızıntılar ve kanamalarla
karakterizedir. Bu durumda görme kaybı ani ve ciddi seviyededir.
|
|
|
 |
|  |
|