Sağlıkta 10 Yıllık Tecrübenin Yeni Adı | Bursa Göz Merkezi

Çalışma Saatlerimiz : Hafta içi - 8:30 / 18:00 Cumartesi 8:30 / 15:00
  İletişim : 0224 367 0 777

DİABETİN GÖZE ETKİLERİ NELERDİR?

Diabet göze katarakt, glokomun yanında retinadaki kan damarlarının hasar görmesiyle de zarar vermektedir.Gözün ışığı algılanmasını sağlayan retina isimli sinir tabakasının kan damarlarındaki değişikliklerle karakterize bir hastalıktır.

Hasarlanmış kan damarları sıvı ve kan sızmasına neden olarak sert fırçamsı dallar ve sert skar dokuları oluşmasına, bunlarda retinanın beyine bozulmuş şekiller göndermesine neden olur.  Hastanın diabetik retinopati geliştirme riski zamanla artmaktadır. 15 yıllık diabeti olan birinde retinopati gelişme riski %80 oranında bulunmaktadır. Çocuklarda oluşan diabette retinopati daha küçük yaşlarda başlar. Tedavi edilmeyen diabet hastaları normal bir insana göre 25 kat daha fazla körlük riski bulunmaktadır.   Nedeni ve Belirtileri Nelerdir ?
Tam olarak sebebi anlaşılamamıştır, ancak şeker hastalığı vücudun çeşitli yerlerinde damarlarda hasara neden olmaktadır. Hamilelik ve hipertansiyon şeker hastalığının retinaya olan zararını arttırmaktadır. Keskin görme noktamız olan makülada ödem oluşmadığı erken dönemde diabetin gözde yaptığı değişiklikler herhangi bir belirtiye yol açmaz. Bunlar sadece muayene sırasında tespit edilirler. Daha ileri seviyelerde kanamalar yüzünden görme bulanıklaşır, bazen de tamamen kaybedilir.
Tanı ve teşhis nasıl yapılır? Göz hekimlerince tam bir muayeneden geçmeniz gerekmektedir. Ciddi seviyedeki retinopati bazen hiçbir belirti göstermez ve tedaviye yanıt verebilir. Bu yüzden diabet hastaları içinde bulundukları riskleri bilmeli ve düzenli olarak gözlerini muayene ettirmelidir. Muayene sırasında göz bebekleri büyütülür ve oftalmoskop adı verilen cihazlarla ağrısız bir şekilde retina gözlemlenir.

YAŞA BAĞLI MAKULA DEJENERASYONU

Halk arasında sarı nokta hastalığı diye de bilinen bu hastalık 60 yaşından sonra görme kaybına neden olan en önemli göz rahatsızlığıdır. Sıklığı 65-75 yaş arasında %10, 75 yaş üzerinde %25 olarak bulunmuştur, bu nedenle önemli bir halk sağlığı sorunudur. Hastalık gözün retina bölümünü etkiler. Retinanın makula adı verilen bölgesi, cisimleri ayrıntılı, net olarak görmemizi sağlayan, merkezi bölgesidir.

Hastalığın belirtileri ; Merkezi görme azlığı ile birlikte, başlangıçta uzaktaki ve yakındaki cisimler eğri olarak görülür, görme alanının merkezinde siyah bir odak meydana gelir, aynı zamanda karanlıkta görme bozulur. Bu yüzden makulanın hasarında kişinin araba kullanma ve okuma gibi günlük işlevleri büyük ölçüde etkilenir. Makula dışında kalan retina alanları sayesinde çevresel görme korunur. Bu nedenle hastalık tam bir körlüğe yol açmaz. Ancak yakın çalışmayı ve okumayı yardımcı optik cihazlar olmadan imkansız hale getirebilir.

Hastalığın seyri ; Yaşa bağlı makula dejenerasyonu erken evre ve geç evre olmak üzere iki aşamaya sahiptir. Erken evrede makulada pigment epitel değişikliği ve retina altı dokularda biriken drusen adı verilen yağ içerikli birikimler olur ve görme kaybı izlenmez. Geç evre ise yaş tip ile kuru tip olarak ikiye ayrılır ve bu evrede görme kaybı izlenir. Hastaların yaklaşık % 80’i kuru tiptir. Kuru tipte makula hücreleri kademeli olarak bozulmakta ve bunun sonucunda görme merkezinde bulanıklık meydana gelmektedir.Görme kaybı yavaştır ve yıllar içerisinde gelişir. Hastalığın yaş tipinde normal olmayan kan damarları retinanın merkezinde oluşmaya başlamaktadır. Oluşan bu kan damarları retinaya zarar vermektedir. Kuru tipe kıyasla yaş tipte görüş kaybı daha hızlı olmaktadır.

Risk Faktörleri ;

Yaş– Makula Dejenerasyonunda en önemli risk faktörü ileri yaştır. 75 yaş üzerinde her üç yetişkinden birinde yaşa bağlı makula dejenerasyonu görülmektedir.

Sigara kullanımı– Sigara kullanımı bu hastalığa yakalanma riskini artıran faktörlerden biridir. Retina yüksek oranda oksijen tüketimi gerçekleştirmektedir. Oksijenin retinaya ulaşmasını etkileyen her faktörün görüşe yönelik negatif etkisi bulunmaktadır.

Genetik faktörler– Ailesinde sarı nokta hastalığı bulunan kişilerde bu hastalığın gelişme riski daha yüksektir. Kadınların sarı nokta hastalığına yakalanma oranları daha yüksektir. Ancak, kadınların yaşam süresi daha yüksek olduğundan; bu durum kadınların hastalığın gelişmesi için daha çok zamana sahip olmalarıyla da açıklanabilir.

Uzun Sure güneşe maruz kalma–  Ultraviyole ışınlar doğrudan retina dokusuna zarar vermekte ve retinada zararlı ürünlerin birikmesine neden olmaktadır.

Tedavi ; Makula dejenerasyonuna sahip kişilerin,  düzenli olarak göz kontrolleri yaptırması gerekmektedir. Kuru tip makula dejenerasyonu için özel bir tedavi şekli bulunmamaktadır. Ancak, minarel, vitamin ve lutein gibi pigment takviyeleri almak hastalığın ilerlemesini yavaşlatmaktadır.

Yaş tipte uygulanan tedavi yöntemleri ise ;

Fotokoagülasyon, sızdıran kan damarlarını kapatmak için sıcak lazer kullanmaktadır, fakat sadece sızıntı doğrudan makula merkezi içinde olmayan az sayıda vakada kullanılabilmektedir.  Çevreleyen sağlıklı dokuya zarar verebilen tahrip edici bir tedavidir ve tedaviden sonra sıklıkla yeni kan damarları gelişir ve tekrarlayan tedaviler gerekli olur.

Fotodinamik tedavi (FDT) sızdıran kan damarlarını kapatmak için bir ışık bazlı tedavi kullanmaktadır.  Bu tedavide, kan dolaşımına geçen ve anormal kan damarlarının içini kaplayan verteporfin adı verilen bir ilaç enjekte edilir.  İlaç daha sonra kaplanan kan damarlarında bir ışık vererek aktifleştirilir ve bu damarları yok etmesi tetiklenir.  Çevre dokuları tahrip eden bir tedavi değildir fakat tekrarlayan tedaviler gerekli olabilir.

VEGF İNHİBİTÖRLERİ ( Anti VEGF ajanlar ) yeni kan damarı gelişiminin (neo-anjiogenez) hasar veren süreci ile etkileşen yeni tedaviler geliştirilmiştir.  Bu ilaçlar, vasküler endotelial büyüme faktörü veya VEGF adı verilen bir proteini hedefler.  Yüksek VEGF seviyeleri kan damarlarının çoğalmasına ve sıvı kaçağına neden olabilir.  VEGF-inhibitörleri veya anti-VEGF olarak bilinen ilaçların göz içinde makula altına enjekte edilmesi gerekir.  Enjeksiyon sayısı değişkendir. Enjeksiyonlar her dört veya altı haftada bir yapılmasına rağmen, uygulamada hekimlerin hastalarının ilaca yanıtını değerlendirerek en uygun tedavi rejimine karar vermeleri gerekmektedir.  VEGF- inhibitör tedavilerinin görüş kaybını durdurduğu ve bazı vakalarda yeniden yapılandırdığı gösterilmiştir.

Makula dejenerasyonunu önlemek için neler yapılabilir?

Yeşil yapraklı sebze, meyve, balık, Vitamin D, E ve C, omega-3 yağ asitleri ve lutein içeren bir beslenme tarzı benimsenmelidir. Haftada en az üç kez spor yapan kişilerde yaşa bağlı makula dejenerasyonunun spor yapmayanlara oranlar %25 daha yavaş ilerlediği tespit edilmiştir. Yüksek tansiyona sahip kişilerde kuru tip makula dejenerasyonu riski artmaktadır.
Yaşa bağlı olarak gelişen kuru tip makula dejenerayonu riski sigara içenlerde, içmeyenlere oranla iki üç kat daha fazladır. Şapka ve güneş gözlüğü takmadan güneş ışığına maruz kalmaktan kaçınılmalıdır. Kapsamlı göz muayeneleri için düzenli olarak göz doktoru ziyaret edilmelidir. Düzenli olarak evde de yapılabilen ve makula dejenerasyonunu tespit için kullanıla Amsler Grid testi uygulanmalıdır.

%d blogcu bunu beğendi: